31 Ağustos 2011 Çarşamba

Yeni meciğinde, eski meciğinde amına koyayım, sana bi'şey olmasın Mustafa!

Sanırım hepimizin anlayabileceği gibi başımın etrafından dönen elektronlar söndü. Dış kaportayı hallettik de şu kafa bir değişmiyor abi. Hala bir ergen kız tavırları falan.
Taze aşığım. Sanki mutlu olmaya başladığım için zorla aşık edilmiş gibiyim. Zorla. Ceza gibi.

''İzlemem gereken milyonlarca film, okumam gereken milyonlarca kitap ve tanışmam gereken milyonlarca insan varken birine kafayı takarak vakit harcamayı istemiyorum.'' yazmıştı biri. Kimdi o sahi? İyi yazmış, tanıştırın beni onunla.
Duyulur mu?
Kafam rahat, canım sıkılırken, yapmadığım bir aşık olmak kalmışken gelseydin. Çünkü aşık olduğunda yapmadığın çok şey kalıyor. Uçup gidiyorsun, diğer şeyleri umursamıyorsun ve çok şey kaçırıyorsun. Çevrendeki insanları unutuyorsun. Önceliklerini.
Olmaz mıydı?
Şimdi git. Ve ben hayatım boyunca yapabileceğim her şeyi yapıp, dünyada ki bütün şarkıları dinlediğim de yine de gel.
Olur mu? O zaman seni tüm kalbimle seviyor olurum. Ama şimdi aklımda bütün bunlar varken, kafamın içinde milyonlarca fikir ve proje sağa sola çarparken, seni sevemem.
Yapabileceğim her şeyi yapıp, dünyadaki görev listemi bitirdiğim de, yine gel.

27 Ağustos 2011 Cumartesi

Bir insan kuaförünü terk etmemeli bence.

Tuvalet kağıdı almaya bile sevinçle gittim. Elim değmişken 2 haftadır fotoğrafçıda duran filmlerimi de aldım. HİÇ BİRİ YANMAMIŞ LAN. Bu benim kendi rekorum. Bir de çektiklerimin güzelliğine kendimin bile şaşırma olayı var ki analog makineyle fotoğrafın her zaman sürprizli olmasına bağlıyorum bunu.
Bir de asalak hayatım boyunca evden hiç çıkmadığımdan olucak, 7-8 aydır kırtasiyeye gitmiyorum. Öyle kırtasiyeye gidilmez mi be! Çok yakışıklı kırtasiye. Sık sık gidiceğimden eminim. Olumlu enerjimi biraz da yakışıklı kırtasiyelere harcıyım, di'mi ama?

26 Ağustos 2011 Cuma

*5 dakika spor* kilo vermiş miyim? -hayır *5 dakika spor daha* şimdi kilo vermiş miyim?

TAM 85 DAKİKA SPOR YAPMIŞ BİRİ VAR KARŞINIZDA.
Bir anonimin mesajıyla asalaklıktan çıkıp hayata döndüm ya da koltuğumdan kalktım diyelim. İkisi de hemen hemen aynı şey.
Hep ''üretken olmak için'' yaptığım hırsın oturduğum koltukta kalmasını engellemek benim için büyük bir savaştı. Yavaş yavaş yerleşti her şey.
Yavaş yavaş dediysem ''asalaklığımdan kurtulayım, bu yaşıma gelmişim hala sadece süt ısıtabiliyorum'' diyerek kendimi gaza getirmem ve aynı gün içinde kek yapmayı, hamur pişirmeyi, börek sarmayı, poğaça yapmayı öğrenmemi saymıyorum. Onlar ayrı.
Demem o ki,  son zamanlarda azdım. Çok yeni işlerim var. Çok pis planlarım var.
Yemek yapmayı öğrenmiş yeni bir naturalmagic var karşınızda!